Gerçek Kişiler, Tüzel Kişiler ve Taşınmaz Tasarrufları

Gerçek Kişiler, Tüzel Kişiler ve Taşınmaz Tasarrufları

 

1 – Mülkiyet;

a-) Mülkiyet hakkının tanımı;

Mülkiyet kavramının tanımında medeni kanunda yer verilmemiş olduğu gibi kullanmakta olduğumuz anayasalar üzerinde de mülkiyet kavramının tanımına yer verilmemiştir. Lakin 4721 sayılı kanunda yer alan 683. Madde üzerindeki ilk fıkrada bir şeye malik olan kişi ya da kimse için hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olduğu belirtilmiş ve buda emsal niteliği taşımıştır.

Medeni kanun üzerinde mülkiyet kavramıyla ilişkili olarak bir takım düzenlemeler ve genel hükümleri göz önünde bulunduracak olursak;

Mülkiyet: Maddi varlığı olan bir takım şeyler üzerinde bireyin egemenlik sağladığı bir hak olarak nitelendirilebilmektedir. Dolayısı ile mülkiyet hakkından elde edilmiş olan yetkilerle beraber malikinin rızası olmadan herhangi bir şekilde başkaları bu mülkiyeti kullanamamaktadır. Malik, malını haksız olarak elinde bulundurabileceği kişilere dava açma yetkisine sahiptir. Bu davada istihkak davası denmektedir. İstihkak davasının her türlü haksız el atma niteliğinde söz konusu olduğu bilinir. Lakin bilinmesi gereken önemli bir konu daha vardır ki mülkiyet sahibinin de bir takım kullanma sınırları vardır ve bu sınırlar anayasa üzerindeki yazılı kanunlarla insanlara sunulmuştur. 

2 - Mülkiyet hakkının konusu;

Mülkiyet hakkı konu itibariyle doğrudan maddi şeylerden oluşmaktadır. Bu durumu bir başka ifadeyle ele alçak olursak maddi nitelikte olmayan şeyler mülkiyet hakkı grubuna girmemektedir. Bu durum 5846 sayılı fikir ve sanat eserleri konusunu ele alacak ve bunun dışında da tapu kütüğünde ayrı sayfada kaydedilmekte olan bağımsız ve sürekli haklar ile ilgili olarak doğal güçler dışında kalan maddi nitelikte olmayan şeyler mülkiyet hakkına konu olamamaktadır.

3 – Mülkiyet hakkının kapsamı;

Mülkiyet hakkının kapsamı itibariyle konusu olan asıl eşyayı değil bu eşya üzerinde bütünleyici etkilere sahip olan eklentileri de kapsamaktadır.

a-) Bütünleyici parça;

Medeni kanun mülkiyet hakkını insanlara tayin etmiş olan 684 numaralı maddesiyle beraber der ki “bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur”  şeklinde yorumlar. Lakin yine bu maddede yer alan ikinci fıkra der ki bütünleyici parça için bütünleyici parça, yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe zarara uğratılmadıkça ya da yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasın olanak bulamayan parça olarak değerlendirilmektedir.

b-) Doğal ürünler;

Medeni kanun bir şeyin bütünleştirici bir parça sayılabilmesi için insanlara bir takım şartları beraberinde sunmaktadır. Bu şartlar ise 684. Madde üzerinde belirtilmiş ve gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın bütünleyici bir parça niteliği olarak tanımıştır.

Medeni kanunun 685 numaralı maddesi ile beraber bir şeyin maliki onun ürünlerinin de maliki olduğu anlamına gelmektedir. Ürünler ise dönemsel olarak elde edilmekte olan ya da doğal veya hukuki olarak sunulmuş olan ürünler ile bir şeyin özgülendiği amaca göre adetler gereği ondan elde edilmesi uygun görülen diğer verimler olarak nitelendirilebilmektedir.

c-) Eklenti;

Medeni kanun üzerinde yer alan 686 numaralı madde ile beraber ikinci fıkrada yer alan eklentiye göre şöyledir. Asıl şey malikin anlaşılabilen arzusuna ya da yerel adetlere göre işletilmesi, korunması ya da yarar sağlaması ile beraber asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirilmesinde takma ya da başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınmakta olan taşınır mal olarak nitelendirilmektedir.

4 Mülkiyetin türleri;

Tek mülkiyet: Mülkiyet hakkı tek bir kişiye aitse eğer bu durumda tek mülkiyet oluşumu bilinir.

Birlikte mülkiyet: Mülkiyet hakkının bir kişi değil de birden fazla kişiye ait olması durumlarında toplu mülkiyetten ya da birlikte mülkiyetten bahsetmek mümkün olacaktır.

Paylı mülkiyet: Medeni kanun paylı mülkiyet için herhangi bir tarif vermemiştir. Lakin 688. Madde üzerinde yer alan ilk fıkrada paylı mülkiyette birden çok kimse maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tanımına belli paylarla malik olduğunu vurgulamaktadır.

Olağan yönetim işleri: Paylı mülkiyet üzerinde paydaşların her birinin paylı mülkte bireylerin bireysel olarak yapabilecekleri tasarruflar üzerinde kanun olağan yönetim işleri üzerinde bir takım küçük tamirat işleri ya da tarım işleri üzerinde gerçekleştirilebileceği ifade edilmiştir. 


Yorumlar


İlk Yorumu Sen Gönder
Yorum Gönder..